Diz Kireçlenmesi Ve Tedavisi Doç. Dr. Nevzat Selim GÖKAY

18
Ara 2017

Diz eklemi, kaval kemiği, uyluk kemiği ve patella adı verilen diz kapağı kemiklerinin oluşturduğu, fonksiyon olarak basit görülmekle beraber oldukça kompleks yapılı bir eklemdir.

Diz ekleminin hareketi esnasında bükülme ve kayma hareketleri birbiri ile uyum halinde gerçekleşir. Bu üç kemiğin birbiri ile temas ettiği yüzeyler, kıkırdak adı verilen bir doku ile kaplıdır. Kıkırdağın temel özelliği, kan damarı ve sinir hücresi içermemesidir. Bu özelliği, eklemin yaptığı tüm kompleks hareketlerimizi ağrısız bir şekilde gerçekleştirmemize olanak sağlar. Kıkırdağın sürtünme katsayısının, bir buz kalıbının bir başka buz kalıbı üzerindeki sürtünme katsayısından düşük olması da hareketlerin sessiz ve zorlanmaksızın gerçekleşmesini sağlar.

Kireçlenme hastalığı, eklem kıkırdağının hastalığıdır. Ortaya çıkmasında genetik faktörler suçlanmaktadır. Ailesinde kireçlenme hastalığı olanlarda daha sık ortaya çıkmaktadır. Travmaya bağlı kıkırdak hasarı olanlarda, kilolu insanlarda ve romatizma hastalarında da erken dönemde kireçlenme hastalığı görülebilmektedir.

Kireçlenme, birbirini takip eden farklı evrelerde görülebilen bir hastalıktır. Erken dönemde kemiğin üzerindeki kıkırdak dokusunda hafif bir yumuşama görülürken, zaman içerisinde kıkırdakta liflenme, çatlakların oluşması, bu çatlakların kemiğe kadar yarıklara dönüşmesi ve en sonunda kemiğin üzerindeki kıkırdağın tamamen kaybolmasıyla seyreden evrelerden oluşur.

Doğal olarak hastalığın tedavisi, karşımıza geldiğindeki evresine göre değişkenlik gösterir. Erken dönemde kullanılan tedaviler genellikle kıkırdağı korumaya ve daha fazla yıpranmasını önlemeye yönelik yapılan tedavilerdir. Bu amaçla kullanılacak tedaviler arasında, diz çevresi kaslarına yönelik yapılacak fonksiyonel çalışmalar, fazla kilolarımızdan kurtulmaya yönelik diyet ve aktivite planlamaları, ağızdan kullanılacak bitkisel takviyelerle kıkırdak metabolizmasının canlandırılması sayılabilir. Eklem içerisine yapılacak besleyici serumlar (Viskosuplementasyon) ile kıkırdağımızın daha sağlıklı olması ve korunması sağlanabilir. Bu amaçla sinyalleyici polipeptidler içeren solüsyonlar, Hyaluranik Asit kombine PRP (Trombositten Zengin Plazma) solüsyonları veya Kök Hücre solüsyonları kullanılabilir.

Eğer kemiğin üzerindeki kıkırdak tamamen kaybolduysa, artık ağızdan alınacak herhangi bir molekülün veya  diz içerisine yapılacak herhangi bir solüsyonun işe yaraması beklenmemelidir. Cerrahi tedavi planlaması yapılmalıdır.

Cerrahi tedavide iki seçenek söz konusudur;

  • Eklem Koruyucu Cerrahi
  • Eklem Kaplayıcı Tedavi

Eklem Koruyucu Cerrahide amaç, kaybolan kıkırdağın yerine yeni bir kıkırdak dokusu elde edebilmektir. Eğer hastanın bacağında kireçlenmeye eşlik eden, açısal bir eğrilik  veya menisküsünde bir sorun varsa mutlaka bu aşamada kireçlenme tedavisiyle beraber tedavi edilmelidir. “Biyo-diz” adı da verilen bu işlem ile amaç, hastanın kendi dokularıyla hastalığa bir çözüm üretmeye çalışmaktır. Kök hücre solüsyonları bu ameliyatlar esnasında, kıkırdağın iyileşme potansiyelini arttırmak amacıyla kullanılmaktadır.

Kıkırdak hasarı ilerlemiş ve biyolojik olarak tedavi şansı kalmamış hastalarda yapılacak tedavi bir kaplama tedavisidir. Hasarlı olan eklem kısmının üzeri, implant adı verilen materyallerle kaplanarak, ödemli kemik uçlarının birbirine sürtmesi engellenir. Bu amaçla kısmi bir kaplama veya bütün eklemin kaplanması sağlanabilir. Son yıllarda bu işlem robotik olarak ta yapılmaya başlanmıştır.

Bir Yorum Bırakın