Eklem Hastalıklarının Tedavisinde Robotik Cerrahi Devri Başladı Doç. Dr. Nevzat Selim GÖKAY

22
Şub 2018

Robotlar ve robotik sistemler, günümüz modern yaşantısının doğal birer ihtiyacı haline gelmişlerdir. Günlük hayatımızda her geçen gün daha fazla robotik sistem hayatımızı yönlendirmekte ve şekillendirmektedir. Robotik sistemlerin, ilk kullanımı hava ulaşımı alanında olmuştur. Bu alandaki kullanım amaçları, insana bağlı hataların en az seviyeye indirilmesi ve kazaların engellenmesidir. Robotik sistemlerin sağladığı doğruluk ve güvenilirliğin hızdan etkilenmemesi, yani tutarlı olmaları da bu sistemleri vazgeçilemez hale getirmiştir. Günümüzde teknolojinin pek çok alanında robotlar, insandan kaynaklanan hataların ortadan kaldırılması amacıyla yaygın olarak kullanılmaktadır. Peki robotik sistemlerin bu kadar yaygınlaştığı bir dünyada, insan hayatını ve sağlığını ilgilendiren bir konuda robotlardan faydalanmamak mümkün olabilir mi? Bu sorunun cevabı tabiidir ki koca bir hayır olacaktır.

Eklem kıkırdağının yıpranması ve kaybı sonucunda halk arasında “kireçlenme” olarak bilinen hastalık ortaya çıkmaktadır. Üzerinde kıkırdak dokusu bulunmayan kemik uçlarının sürtünmesi beraberinde ağrının ortaya çıkmasına yol açmaktadır. Hareket esnasında, ağrının azaltılması amacıyla eklem yüzeylerinin kaplanması işlemi, yani protez cerrahisi, uzun yıllardır kireçlenme hastalığının tedavisinde kullanılan başarılı bir yöntemdir. Ortalama hayat süresinin ve insanların fiziksel beklentilerinin giderek arttığı günümüzde, protez cerrahisi daha genç yaşlarda ve daha fazla hastaya uygulanmaya başlamıştır. Bu da protez sağ kalımını yani ömrünü arttırma çabalarını beraberinde getirmiştir. Protezin ömrünü etkileyen en önemli konu, protezin yerleştirilme şeklidir. Standart cerrahi teknikte, protez uygulaması yapılırken, bir takım mekanik kılavuzlar kullanılmaktadır. Bu yöntemde göz ardı edilen bir konu son yıllarda tartışılmaya başlanmıştır ki, bu da eklemlerimizin yapısının kişiye özel olmasıdır. Yani herkesin ekleminin kendine has bir anatomisi ve aynı zamanda biyomekaniği bulunmaktadır. Dolayısıyla ideal bir cerrahi için her hastanın protez cerrahisinin, kendine has bir kılavuzu yani yönlendiricisi bulunmalıdır. İşte robotik sistemlerin, eklem cerrahisinde kullanılma fikri bu amaçla ortaya çıkmıştır.

Robotik sistemlerde, hastanın ameliyatı ilk olarak sanal model öncesinde planlanmaktadır. Bu planlama, aslında bir deneme olarak görülebilir. Düşünülecek olursa ayağımıza, sadece bir süreliğine giymeyi planladığımız ayakkabıyı bile satın alırken defalarca denememize rağmen, ömür boyu bizi taşıyacak olan eklemimizin bu model üzerinde denemesini yapabilmek bir lüks olarak görülmemelidir. Bu planlama sayesinde eklemimiz için en uygun implant çeşidini, ameliyat öncesinde belirleme şansını yakalarız. Robotik sistemlerin eklem cerrahisinde ki diğer bir avantajı da, eklemin biyomekaniğini cerrahi sırasında analiz edebilmeleridir. Yani eklemin bağ dengesini, tüm derecelerdeki hareketlerde, bir insan sezgilerinin ulaşamayacağı bir hassasiyetle cerraha rapor ederler. Bu sayede hastanın anatomisine en uygun implantı, hastanın biyomekaniğine en uygun bir pozisyonda yerleştirmek için sanal model üzerinde son planlamaları yapabiliriz. Ve son olarak robotik sistemlerin en can alıcı özelliğinden faydalanırız ki, o da doğruluktur. Yani robotik sistem verilen bir planı %100 bir doğrulukla uygulama kapasitesine sahiptir. Bu şekilde robot, hasta için en ideal eklem cerrahisini gerçekleştirmemize olanak sağlamış olur.

Özellikle eklem cerrahisinde tecrübeli biz cerrahları heyecanlandıran robotik sistemlerin, zaman içerisinde eklem cerrahisi hakkında tüm bildiklerimizi değiştireceğini düşünmekteyim.

Bir Yorum Bırakın